Lifemed Tıp Merkezi

Tomosentez Mamografi + CESM Upgraded-3D Dijital


Tomosentez Nedir?

Dijital tomosentez, X ışınlarını kullanarak memenin 3 boyutlu görüntüsünü ve memedeki çok küçük kitlelerin dahi tespitini sağlayan bir görüntüleme yöntemidir.

Tomosentezin Mamografiye Göre Avantajları Nelerdir?

Özellikle genç ve/veya fibrokistik meme yapısı olan kadınlarda mamografide kanser, yoğun meme yapısı tarafından saklanabilir. Tomosentez, 3 boyutlu bir inceleme yöntemi olduğu için bu sorun ortadan kalkar, meme dokusu daha net görüntülenir ve hasta geri çağırma oranları azalır. Böylece hekimin meme kanserini yakalama oranı artar. Standart mamografi incelemesi sırasından uygulanan baskı, bazı kadınlar için mamografiden kaçınacak düzeyde sıkıntı yaratır. Tomosentez çekiminde ise memeye daha az baskı uygulanır, bu da hasta konforunu arttırır.

Klasik mamografide tek görüntü elde edilirken tomosentez dijital mamografide memenin büyüklüğüne göre yaklaşık 60 - 80 adet görüntü elde edilir. Bu özellik kanser tanısını koymayı kolaylaştırırken ortaya çıkabilecek hataları da engeller.

Dijital tomosentez mamografi, özellikle yoğun meme dokusu bulunan kadınlarda erken tanının yapılabilmesi ve gereksiz biyopsi işlemlerinin önlenmesi açısından oldukça önemli bir yöntemdir.

Tomosentezin Radyasyon Dozu Nedir?

Kliniğimizde mevcut olan dijital tomosentez cihazının radyasyon dozu standart mamografi cihazının radyasyon dozuna eşittir.

Daha Detaylı Bilgi İstiyorum
Adı*
Soyadı*
Cep Telefonu*
E-posta

Düşük doz X ışını kullanarak görüntü elde edilmesini sağlayan mamografi, memenin görüntülenmesi için kullanılan en temel uygulamadır. Dijital mamografi, görüntünün klasik mamografi yöntemindeki analog dedektörler yerine dijital dedektörlerin kullanılmasıyla üretildiği cihazlardır. Dijital ortamda elde edilen görüntü özel ekranlara aktarılıp incelenir ve istenirse film üzerine de basılabilir.

Dijital mamografi ve mamografi arasında işlevsellik olarak bir fark yoktur. Hastaya yapılan uygulama aynıdır. Aradaki fark görüntünün elektrik sinyallerine dönüştürülerek monitörde incelenecek ve bilgisayar ortamında saklanabilecek bir veriye dönüştürülebilir olmasıdır. Olumlu özellikleri görüntünün ekranda çeşitli kontrastlarla daha net hale getirilebilmesi, gerektiğinde büyütülerek detaya daha çok inilebilmesidir.

Bu durum çekimin tekrarlanma sayısını da en aza indirgemektedir. Dijital mamografide radyasyon oranı normal mamografiden yaklaşık %30 oranında daha azdır. Ayrıca verinin uzun süre saklanabilmesi işlemin tekrarı durumunda eski ve yeni verinin daha kolay kıyaslanabilmesine olanak sağlar.

Mamografi hiçbir şekilde acının ya da ağrının hissedilmediği bir meme tarama yöntemidir. Uygulama X ışınlarının meme alanlarına doğru gönderilmesi ile gerçekleşmektedir. Ayrıca mamografi uygulamasında ortaya çıkan radyasyon seviyesi oldukça az bir orandadır ve hastalar için herhangi bir tehdit oluşturacak pozisyonda değildir. Özellikle dijital mamografi uygulaması radyasyon oranının yok denecek kadar az olduğu bir meme tarama yöntemi olmaktadır.
 
Siz de sık aralıklarla meme taraması yaptırarak olası bir meme kanserine erken teşhis koyabilir ve tedavi aşamasını olumlu sonuçlar elde ederek sonlandırabilirsiniz. Her yıl düzenli bir şekilde ve özellikle 40’lı yaşlara ulaşmanız ardından mamografi çektirmeniz sizin adına oldukça yararlı olacaktır.

Meme kanseri tarama yöntemleri iki farklı şekilde yapılmaktadır. Bunlardan biri klasik mamografi, diğeri ise dijital mamografi yöntemi olmaktadır. Hemen hemen birbirine benzeyen bu yöntemler, sundukları avantajlara göre birbirilerinden ayrılmaktadır. Ancak her iki yöntem de meme kanserine erken teşhis konulması açısından oldukça önemli bir konumda yer almaktadır. Şimdi meme kanseri taraması nasıl yapılır? Buna yakından bakalım.

Meme kanseri taramasında memenin filmini çeken mamografi cihazı kullanılmaktadır. Çekilen filmler, meme üzerinde bulunan kanserli dokunun saptanmasına ve meme kanserine erken teşhis konmasına olanak sağlamaktadır. Meme kanserinin erken dönemde anlaşılması ve tedaviye erken başlanabilmesi bu yöntem dahilinde gerçekleşmektedir.

Dijital mamografi ile çekilen filmler, monitörlere yansıtılmakta ve bu sırada filmlerin kontrastı başta olmak üzere birçok özelliğine etki edilebilmektedir.

Dünya sağlık örgütü, Amerikan Kanser Enstitüsü ve Türk Radyoloji Derneği’nin de önerisi üzerine; meme kanserinde erken teşhis için 40 yaş ve üzeri kadınların yılda bir kez mamografi incelemesi yaptırması gerekmektedir.
 
Ayrıca 35-40 yaş arası kadınlarda 1 kez bazal mamografi incelemesi yapılması ve yıllık ultrason kontrolleri de tavsiye edilmektedir.

MR cihazlarında, özel ‘Coil’ler yoluyla memenin MR incelemesinin yapılmasına meme MR’ı denilmektedir. Bu inceleme esnasında patolojilerin daha iyi gözükmesi için hastaya damar yolu ile kontrast madde verilerek inceleme yapılabilmektedir.

Mamografi, meme muayenesinde saptanamayacak kadar küçük anomalilerin belirlenmesi amacıyla düşük dozda çekilen bir meme röntgen filmidir. Mamografi meme kanserinde erken teşhis için oldukça önemli; çünkü kendi kendine ya da hekim tarafından yapılan muayenelerde ancak 1,5 ‘ 2 cm ve daha büyük boyutlu kitleler saptanabilirken, mamografi meme içindeki değişiklikleri 0,5 cm altında dahi tespit edebilmektedir. Bu da tanı ve tedavinin biran önce başlaması anlamına gelir. Mamografi özel bir röntgen cihazı olup düşük doz ışın kullanılarak çekilmektedir.

Görüldüğü üzere mamografi ve meme MR’ı meme kanseri teşhisinde birbirlerinin yerine değil birbirlerini tamamlayıcı faktör olarak rol almaktadırlar. Yani mamografi aracılığı ile tespit edilecek ve kanser şüphesi olan kitle meme MR’ı aracılığıyla daha detaylı tetkik edilir ve en doğru teşhisin konulması sağlanır.
Meme MR’ı normal risk grubundaki bir kadında meme kanseri  tarama testi olarak mamografi yerine  kullanılmamaktadır.

Meme MR’ı genel olarak mamografide veya ultrasonografide şüpheli bir bulgu tespit edildiğinde bu bulguların detaylandırılması veya tespit edilen bir kanserin yaygınlığının saptanması için kullanılmaktadır.

Birde öz veya soy geçmişindeki özellikleri nedeniyle meme kanserine yakalanma ihtimali yüksek riskli hastalarda, Meme MR’ı tarama testi olarak uygulanmaktadır.

Klasik mamografide, X ışını memeyi geçerek filme ulaşır. Dijital mamografide ise X ışını memeyi geçtikten sonra yüksek çözünürlüklü dedektörler tarafından algılanır ve görüntü dijital ortama aktarılır.

Dijital mamografinin klasik mamografiye göre en büyük avantajı radyasyon oranını %30’a varan oranda düşürmesidir. Görüntülerin ekran üzerinde işlenebilmesi sayesinde hastaya ikinci bir işlem uygulanmaz bu sayede hasta radyasyona daha az maruz kalır.

Klasik mamografiye kıyasla meme daha az sıkıştırılır, bu yüzden işlem hasta için daha rahat geçer.
Meme kanserinin erken dönemlerindeki en küçük bulguları bile kolaylıkla algılar, bu yüzden erken teşhiste tartışılmaz bir üstünlüğe sahiptir.

Hastadan elde edilen görüntüler dijital ortamda arşivlenebilir, başka doktorlara gönderilmesi ve diğer uzmanlar tarafında incelenmesi çok daha kolaydır.

Dijital mamografide şüpheli alanlar bilgisayar destekli tanı programları (Computer Aided Detection) sayesinde işaretlenir. İşaretlenen alanlar radyoloji uzmanları tarafından tekrar incelenir ve belirginliği az olan bulguların gözden kaçırılması engellenmiş olur.

Dijital mamografi meme kanseri teşhisinde kullanılan en etkili yöntemdir. Ancak bazı kadınlarda meme dokusunun yoğun olması nedeniyle küçük kitleleri görmek zordur. Bu tip meme yapısına sahip olan kadınlarda ultrasonografi ve/veya MR gereklilik halinde yapılması gerekebilir.

40 yaşından sonra her kadın yılda bir kez mamografi çektirmelidir. Aile ve yakın akrabalarda meme kanseri olan kadınlar yüksek risk grubundadır. Bu durumda tarama kan bağı olan kişiye kanser tanısının konulduğu yaştan 10 yıl önce başlamalıdır. Risk grubunda olmaya genç yaştaki kadınlarda ise tarama klinik muayene ile gerek görüldüğünde yapılmalıdır.

Dijital mamografi, klasik mamografi ile aynı şekilde yapılır. Görüntü elde etmek için memenin görüntü dedektörü ile kompresyon plakası arasına bir miktar sıkıştırılması gerekir. Sıkıştırma acı duyulacak miktarda değildir, sadece çok az bir baskı hissedilir. Sıkıştırma memenin hareket etmesini önleyerek kaliteli görüntü elde edilmesini, memenin kalınlığını azaltarak memenin daha az X ışınına maruz kalmasını ve meme içerisinde birbirinin üzerine binen dokuların açılmasını sağlayarak olası tanı hatalarının oluşmasını engellemektedir.

Mamografide her memenin önden ve arkadan iki ayrı görüntüsü alınır. İşlemin yapılacağı gün deodorant ya da pudra kullanılmamalıdır. Mamografi her dönemde yapılabilecek bir işlem olsa da göğüs hassasiyetini önlemek açısında en ideal zaman adet bitiminden sonra ki haftadır. Hasta gelirken varsa eski mamografilerini yanında getirmelidir.

Meme ile ilgili birçok hastalık, yumurtalıklardan salgılanan hormonlarla bağlantılıdır. Meme hastalıkları arasında kadınların korkulu rüyası olan meme kanseri her 10 8-9 kadından 1’inin yakalandığı, 35-54 yaş grubundaki kadınlarda daha sık görülme ihtimali olan ve erken tanının hastalığın sonuçları için oldukça önemli olduğu bir hastalıktır.

Meme Kanseri

Meme kanserini önlemek mümkün değildir ancak erken tanı hayat kurtarıcıdır. Erken tanı konulması durumunda, meme kanseri tamamen tedavi edilebilmektedir. Meme hastalıkları kadınların hekime başvurmasında en önemli sebep olarak gösterilmektedir. Hastaların en sık şikayeti memede hissedilen kitle olarak bilinir. Diğer şikayetler olarak da meme başı akıntısı, memede büyüme, meme başında içe çekilme ve kozmetik problemler örnek gösterilebilir.

Kozmetik problemler her ne kadar plastik cerrahi ile ilgili olsa da, iri göğüslerde ortaya çıkan ağrı şikayetlerinin tekrarlaması, cerrahi muayeneyi gerektirmektedir.
Meme hastalıklarının şikayetleri arasında ilk başta hastanın sancı veya acıma olarak tanımladığı meme ağrısı yer alır. Ağrıdan başka bir belirtinin olmaması patolojik anlam taşımaz. Ancak ailede meme hastalıkları geçiren bir yakının olması, bu durumun dışında gösterilmektedir.

Meme hastalıkları tanısında en önemli hususlar hasta öyküsü ve fizik muayene olarak gösterilmektedir. Fiziksel muayene genel beden muayenesi de içermelidir. Muayene olurken özellikle supraklaviküler lenf bezleri ve koltuk altına dikkat edilmelidir. Muayene yapılırken adet döngüsünün dönemine dikkat edilmeli, özenle, oturarak ve yatarak ayrı ayrı muayene edilmelidir.

Muayene ve hastanın anlatacakları ne kadar muayenede önemli bir rol oynasa da, meme hastalıkları tanı ve tedavisinde tamamen yeterli değildir. Mamografi ve ultrasonografi gibi tanı imkanlarının kullanılması, kesin sonuca ulaşmada en önemli unsurlardır.

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen habis tümörüdür ve ölümcül olabilmektedir. Meme kanserine yakalanma riski 30 yaşından sonra artar ve 50 yaşına gelindiğinde risk oranı menopoza kadar yükselir. Menopozdan sonra daha yavaşlamış olarak devam eder. Aileden herhangi bir bireye meme kanseri tanısı konulmuşsa, kişi daha çok risk altındadır. Meme dokusuna sahip her bireyin meme kanseri riski taşıdığı unutulmamalıdır.

Meme kanserinin tedavi edilmesinde en önemli etken erken teşhis olarak gösterilmektedir. Bunun için de kadınların vücutlarını tanıyarak, belirli aralıklarla memelerini muayene etmeleri, erken teşhis açısından önemli rol oynamaktadır. Yapılan araştırmalar, meme kanseri tanısı konulan kadınların %90’ının kendi muayeneleri sonucunda meme kanseri olduklarından haberdar olduğunu göstermektedir. Elle yapılan muayenede en doğru dönem, adet gören kadınların kanamasının bitiminden sonraki 5 ile 10. günler arasındadır. Menopoz dönemindeki kadınlarda ise her ay kendilerinin seçeceği belirli bir tarih aralığı olmalıdır.

Meme Muayenesi Nasıl Yapılmalıdır?

Kollarınız serbest dururken, memelerinizin büyüklüğünde, şeklinde veya dokusunda herhangi bir değişiklik olup olmadığına bakınız. Ciltte herhangi bir büzüşme, renk değişimi, hassas veya ağrılı bir bölge olup olmadığına dikkat ediniz. Ayrıca meme başlarında soyulma veya yönünde bir değişiklik olup olmadığını da gözlemleyiniz.

CESM damardan iyotlu kontrast madde enjeksiyonunu takiben gerçekleştirilen mamografi incelemesidir.

CESM uygulama alanları meme MR ile benzerdir. Tarama sonuçlarının kesin olmadığı durumlarda bulguları netleştirmek, lezyonların yerini saptamak için kullanılabilir. Yoğun meme dokusu olan yüksek risk grubundaki hastalarda, memede palpabl kitlesi olan kadınlarda, bilinen meme kanseri olan hastalarda pre-op değerlendirme için, meme MR endikasyonu olan ancak MR’ın kontrendike olduğu durumlarda ve MR’a giremeyen klostrofobik hastalarda MR yerine kullanılabilir.

CESM MR’a kıyasla daha kolay uygulanabilir, daha kısa sürer, daha hızlı sonuç verir ve yanlış pozitiflik oranı daha düşüktür bu nedenle gereksiz biyopsi oranları düşer.

Dijital tomosentez X ışınlarını kullanarak memenin 3 boyutlu görüntüsünü oluşturan bir görüntüleme yöntemidir.

Tomosentezin Mamografiye göre avantajları nelerdir?

Özellikle genç ve/veya fibrokistik meme yapısı olan kadınlarda mamografide kanser yoğun meme parankimi tarafından saklanabilir. Tomosentez 3 boyutlu bir inceleme yöntemi olduğu için bu sorun ortadan kalkar, meme dokusu superpozisyonu azalır, hasta geri çağırma oranları azalır, meme kanseri yakalama oranları artar. Ayrıca standart mamografi incelemesi sırasında uygulanan baskı bazı kadınlar için mamografiden kaçınacak düzeyde sıkıntı yaratır. Tomosentez çekiminde ise memeye daha az baskı uygulanır, bu da hasta konforunu arttırır.

Tomosentezin Radyasyon Dozu

Kadıköy Bağdat Caddesi üzerinde bulunan kliniğimizde mevcut olan tomosentez cihazının radyasyon dozu 2 boyutlu tam saha dijital mamografi cihazının radyasyon dozuna eşittir. Yani rutin tarama mamografisinden daha yüksek bir radyasyon maruziyeti söz konusu olmadığı gibi tomosentez sonrası ek görüntü ihtiyacı da belirgin şeklide azalmaktadır.

Normal mamografide, meme dokusu 2 plaka arasında sıkıştırılarak iki pozisyonda filmleri alınır. Bu şekilde tüm meme dokusu ancak 2 boyutlu olarak değerlendirilebilir. Bütün meme dokusu sadece iki kesitle değerlendirildiğinden, özellikle yoğun meme dokusu söz konusu olduğunda kanserli alan diğer dokular arasında gizlenebilir. Bu kısıtlılık nedeniyle mamografinin doğru tanı koyabilme oranı en iyi merkezlerde bile % 85 sınırında kalmaktadır.

Tomosentez ile bu problem aşılmıştır. Dijital Tomosentez cihazı ile memenin milimetrik kesitleri alınmakta ve 3 boyutlu görüntüsü elde edilmektedir. Bu şekilde memenin iç yapısı daha net olarak görüntülenmekte ve varsa tümörün 3 boyutlu olarak yeri tespit edilebilmektedir.

Kesitsel düzlemde inceleme yapma olanağı, dokuların üst üste gelerek oluşturduğu yalancı negatif ve yalancı pozitif görüntülerin yarattığı olumsuz sonuçların sayısını oldukça azaltmıştır.

Memenin tomosentez incelemesinde optimal görüntüler elde edebilmek için gerekli olan kompresyon( meme dokusunun sıkıştırılması ) ihtiyacı da azalmaktadır. Çekim sırasında meme daha az sıkıştırılır. Mamografiyi bir çeşit röntgen olarak kabul edersek tomosentez tomografi olarak adlandırılabilir. Gereksiz biyopsi ve ameliyat oranı azalır.
Klinik çalışmalar bütün bu özellikleri ile 3 boyutlu meme tomosentez incelemenin, meme kanserinin erken tanısında kullanılacak en değerli tanı aracı olarak dijital mamografinin yerini alması yolunda ciddi umutlar vaat etmektedir.

Meme kanserinin erken teşhisinde aşağıdaki yöntemler izlenmelidir. Bu tespitlerde şüphe doğuracak bir durum belirmesi halinde meme MR’ı ile daha detaylı inceleme tercih edilmelidir.

Kanserin erken tespit programı 30 yaşını aşmış olan kadınlar için her yıl meme kanseriyle ilgili bir erken tespit incelemesi öngörmektedir: Onkoloji-klinisyen (Genel cerrah, kadın doğum hekimi vb) memeleri ve koltuk altlarını elle muayene ile değerlendirir. Ayrıca her kadının kendi memelerini ayda bir defa kendisinin nasıl inceleyeceğini göstermelidir. Kendi kendini incelemesi için en uygun zaman aylık kanamasından bir hafta sonra olmaktadır: Bu zamanda meme dokusu yumuşaktır. Adet kesildiği yıllarda veya daha sonrasında olan kadınlar her ay aynı günde denetlemelidir.

Meme ve koltuk altı arasındaki alan da dokunarak incelenmeli ve en iyisi her defasında aynı yöntemle davranmalı: Biraz çalışarak göğsünün “beze haritasını” kadın öğrenir ve düzensizlikleri farkedebilir. Herhangi bir düzensizliğin tespitinde doktora giderek olayı aydınlatmalıdır.

40 ve 69 yaşları arasındaki kadınlar

Bu yaş grubunda olan sağlıklı kadınlar için ilaveten mamografi taraması, yasal erken tespit programına dahil edilmiştir: Bu seri halde yapılan incelemeden en çok fayda sağlayan onlardır.

70 yaşını aşmış olan kadınlar

70 yaşından sonra, yukarıda tarif edildiği üzere, yine erken tespit olanağı kapsamında “normal” olanak sunulmaktadır. Yaşlandıkça meme kanserinden hastalanma riski arttığından, uzmanlar bu yaş grubundaki kadınlara da düzenli aralıklarla erken tespit olanağından faydalanmalarını önermektedir.

Bu yaş gruplarından her biri meme MR’ına girmek için uygundur.

MR cihazlarında özel meme coillerinin yardımıyla MR incelemesi yapılmasına meme MR’ı denilmektedir. Bu MR meme kanseri taramasında değil, daha detaylı inceleme gerektiğinde yapılmaktadır. Tarama için mamografi ya da ultrasonografi kullanılır.

Meme MR’ının çekilme koşulları aşağıda sıralanmıştır:

  • Fiziki muayene, mamografi veya ultrasonografide kanser şüphesi tespit edildiğinde, bu şüpheyi daha detaylı incelemek amacıyla.
  • Özellikle genç kadınlarda mevcut olan yoğun meme dokusu, memede yer alan kanserli dokuyu gizleyebilmektedir. Bu gibi durumlarda özellikle genetik olarak yüksek meme kanseri riski taşıyan bir grup içindeyse kişi erken dönemde meme kanseri teşhisi için tarama amaçlı olarak meme MR’ı kullanılabilmektedir.
  • Meme implantlarında implantın durumunu değerlendirmek amacıyla kullanılabilmektedir.
  • Meme kanseri sebebiyle ameliyat olmuş hastalarda ameliyat bölgesinde yeniden meydana gelebilecek kanserli dokuyu iyileşme dokusundan ayırt etmek için yapılabilir.
  • Özellikle  meme koruyucu cerrahi uygulanacaksa, memenin diğer alanlarında tümör bulunup bulunmadığının belirlenmesi oldukça önemlidir. Kimi meme kanseri türlerinde, diğer memede de kanser bulunma riski yüksektir. Mammografi ve meme ultrasonografisinde kanser saptanan hastalarda her iki memede de ya da tek memede farklı bölgelerde de bu incelemelerde saptanamayan başka tümör dokuları bulunabileceğinden, ameliyat öncesi yapılacak meme MR’ıyla en uygun tedavinin planması gerekmektedir.
  • Ultrason ve mammografide saptanan tümörün memede ne kadar yayılım gösterdiğine  göre ameliyatla, nereden ne kadar meme dokusu çıkartılacağı ve uygulanacak cerrahi teknik değişebileceğinden tümörün yayılım derecesini ve  göğüs duvarını tutup tutmadığını göstermek amacıyla kullanılabilir.
  • Eğer kitle biyopsi amacıyla çıkartılmışsa, geride kalan tümörlü dokunun miktarını ve yayılımını göstermek amacıyla yapılabilir.
  • Kemoterapi tedavisi gören hastlarda tedavinin etkinliğini değerlendirmek amacıyla kullanılabilir.

MR cihazlarında özel meme coilleri yardımıyla MR incelemesi yapılmasına meme MR’ı denilmektedir. MR meme kanseri taramasında değil, daha detaylı inceleme gerektiğinde yapılmaktadır. Tarama için mamografi ya da ultrasonografi kullanılır.

Meme MR’ı çekilmesi için:

MR çektireceğiniz sağlık kuruluşunuza randevu saatinizden 30 dakika önce gitmeniz gerekmektedir. Meme MR işlemi 45 dakika ile 1 saat arasında sürebilir. Meme MR’ı çekilmesi için en ideal zaman adet döngüsünün başlamasının 7 ila 10. günü arasındadır. Bu sayede hormonların meme dokusuna etkisi minimize edilerek yanlış pozitif sonuç çıkma riski azaltılmış olacaktır.

Meme MR işlemi sırasında acı veya rahatsızlık yaşamanız söz konusu değildir. İlgili sağlık kuruluşunda sağlık geçmişiniz ve şikayetlerinizle ilgili bir form doldurmanız gerekebilmektedir. Üzerinizde herhangi bir aksesuar ya da mücevher bulunmamalıdır. Bunun dışında üzerinizde herhangi bir metal de bulunmaması gerekmektedir. Meme MR’ından daha iyi bir sonuç almak için aç karnına yaptırmanız gerekmektedir.

Kafanız MR cihazının dışına doğru olmak üzere yüzüstü MR cihazına sokulursunuz. Meme MR incelemesi sırasında damardan ilaç (kontrast madde) kullanılması gereklidir. Şayet meme MR tetkiki sadece silikon meme implantlarını kontrol etme amaçlı yapılıyorsa kontrast madde enjeksiyonuna gerek yoktur. Kullanılan kontrast maddeye karşı alerjik reaksiyonlar çok nadirdir. MR hiç bir yan etkiye neden olmaz. Çekim sonrası günlük işinize devam edebilirsiniz.

Eğer;

  • Kalp piliniz
  • Yapay kalp kapağı proteziniz
  • Anevrizma klipi
  • Göz implantları ve metal kulak implantları veya elektronik, manyetik ve mekanik olarak aktive edilen her türlü metal implantlar
  • Bakır 7 IUD
  • Şarapnel veya alınmamış mermi varsa
  • Hamilelik durumunda
  • 121 kilo üstü hastalar
  • Klostrofobik hastalar MR’a girmeye uygun değildir.