Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımıyla İnme; görünürde beyin damarlarını etkileyen nedenler dışında başka bir neden olmadan, hızlıca yerleşip, kısmi veya daha nadiren genel beyin fonksiyon bozukluğuna yol açan, 24 saat ya da daha uzun sürebildiği gibi ölümle sonuçlanabilen klinik durumdur.
Daha basit bir tanımla, bir tür kalp damar hastalığıdır. Beyne giden veya beyin içindeki damarların etkilenmesi ile ortaya çıkar. Beyin damarları pıhtı ile tıkandığında beyne kan akımı kesilir, beyin fonksiyonları için gerekli oksijen ve şeker gitmez. Buna tıkayıcı(iskemik) inme denir ve inmelerin %85’ini oluşturur. Bir diğer inme nedeni de beyin içindeki damarların yırtılarak beyin içine kan dolması sonucu ortaya çıkan kanayıcı(hemorajik) inmedir. Nedeni genellikle yüksek tansiyondur. İnmelerin %15’ini oluşturur.
İnme, tüm dünyada koroner kalp hastalığı ve kanserden sonra, üçüncü sıklıkta gelen ölüm nedenidir. Ortalama olarak bir yılda, her 1000 kişide 2 yeni inme görüldüğü (insidans) hesaplanmıştır. Yaşlı popülasyonda (45-84) bu oran binde dörde çıkmaktadır. Bir toplumda, belli bir zaman diliminde yaşayan kişilerde inme oranı olarak tanımlanan inme prevalansı ise, binde altı civarındadır.
Beyin damarlarındaki tıkanma veya kanamaya bağlı olarak etkilenen beyin bölgesine yeterli kan gitmez, kısa bir sürede o bölgedeki hücreler ölür. Buna bağlı olarak da vücudumuzla ilgili bazı fonksiyon bozuklukları görülür. Bunlar en sık olarak konuşma bozukluğu, vücudun bir yarısında güçsüzlük ve hissizlik, tek veye her iki gözde görme kaybı veya bozuklukları, çift görme, dengesizlik şeklinde karşımıza çıkar.
Bu bulgular 24 saatten uzun sürdüğünde inme, daha kısa sürerse geçici iskemik atak (GİA) diyoruz. GİA’lar genellikle 5-10 dakikada düzelirler. Ancak düzelmeleri masum olduklarını göstermez. Hatta zamanında önlem alındığında inmeden korunma sağladığı için tanınması ve zamanında doktora başvurulması çok önemlidir. Çünkü, GİA geçiren insanların %5-10’u 1 ay, %15-20’si 1 yıl içinde inme geçirmektedir.
İnme için risk faktörleri kalp hastalıkları ile benzerdir. Erkek cinsiyeti, ileri yaş, genetik özellikler, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, sigara, aşırı kilo başlıca risk faktörleridir. Kanayıcı inmelerin en sık nedeni yüksek tansiyondur. Şah damarında daralmaya neden olan pıhtılar, kalpte ritim bozuklukları (başlıca atriyal fibrilasyon) ve ileri kalp yetmezliği ise tıkayıcı inmenin önemli nedenleri arasındadır.
İnmeden korunmak mümkün mü?
İnmenin bir kalp damar hastalığı olduğunu söylemiştik. Yani kalp hastalıklarından korunmak için alınacak önlemlerle inmeden korunmak için alınacak önlemler aynıdır. İleri yaş, cinsiyet ve genetik özellikler değiştiremeyeceğimiz risk faktörleridir. Ancak kontrol altında tutabileceğimiz risk faktörleri az değildir. Örneğin sigarayı bırakmak, kilo vermek, egzersiz yapmak; yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve kolesterol yüksekliği varsa bunları kontrol altında tutmak inme geçirme riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Örneğin tansiyon hastalarının sadece %40’ı bunun farkındadır. Yüksek tansiyon nedeniyle tedavi gören kişilerin de ancak 1/3’ünün tansiyonu kontrol altındadır. Yani ilaç kullanıyor olmak yeterli değildir. Belli aralıklarla tansiyonun ölçülüp yüksek seyretmesi durumunda bu kişilerin hekimlerine başvurması gerekir. Bu da tansiyonun sürekli 140/90mmHg veya üzerindeki değerleri için geçerlidir.
İnme bulguları ile karşılaştığımızda ne yapmalıyız?
Hemen bir ambulans çağırılmalıdır. Eve doktor getirmek gibi zaman kaybedilmesine neden olacak girişimlerde bulunulmamalıdır.
Tedavi seçenekleri olan bir hastalık mıdır?
İlk 4.5 saatte hastaneye başvurulduğu durumda, tıkayıcı inmeler için damardan verilen tromboliz dediğimiz pıhtı eritici tedavi seçeneği vardır. Bu tedavinin uygulanabilmesi için inme hastalarının ilk saatlerde hastaneye başvurmuş olması gerekir. En geç 4.5.saatte tedaviye başlamış olmak gerekiyor. Bu tedavi doğru bir şekilde uygulandığında kanıta dayalı bilgiler gösteriyor ki 3 ay sonunda %30 daha fazla hasta yaşamını bağımsız olarak sürdürüyor. Başka bir deyişle tedavi edilen her 6-8 hastadan 1 tanesi 3 ay sonunda yaşamını bağımsız sürdürüyor. Ancak kanama komplikasyonu gibi tedavi riski de var, bu nedenle hasta seçimi çok önemli. Bunun dışında, yapılandırılmış inme merkezlerinde kateter ile tıkalı damara ulaşarak pıhtıyı temizleme (trombektomi) gibi ileri yöntemler de etkili tedavi seçenekleri arasındadır ve seçilmiş hastalarda 4,5 saatten sonra da tedavi olanağı sağlamaktadır. Bu tedavi seçeneklerinden yararlanmanın en önemli koşulu vakit geçirmeden ambulans çağırmaktır. Artık ülkemizde birçok merkezde bu tedavi seçenekleri uygulanabilmektedir.
İnme nasıl seyreder? Ölüm ve sakat kalma oranları nedir?
İnme geçiren insanların ilk 1 ay içinde %20’si, ilk 1 yıl içinde %30’u kaybedilir. Hayatta kalanların da 1/3’ ü yaşamlarını başkalarına bağımlı olarak sürdürürler. Yani hem hasta yakınları hem de toplum için yükü ağır olan bir hastalıktır.
Bir kez inme geçiren bir insanın nelere dikkat etmesi gerekir? Tekrarlama riski var mıdır?
Bir kez inme geçiren bir insanın yeniden inme geçirme riski ilk 1 ayda %5, 1 yıl içinde %10 ve sonraki 5 yıl içinde ise yılda %5’tir. Bu riski azaltmak için daha önce sözünü ettiğimiz risk faktörleri varsa bunların yakından takip edilmesi ve belli aralıklarla kontrollerini yaptırmaları gerekir.
Sonuçta, inmeyi artık korunması ve tedavisi mümkün bir hastalık olarak görebiliriz. Bunun için öncelikle inmeye neden olabilecek mevcut risk faktörlerine karşı korunmak gerekir. Ayrıca inmenin de miyokard infarktüsü ve kafa travması gibi acil hastalıklar içinde tanımlanarak buna yönelik sağlık sistemi oluşturulması konusunda meslek örgütleri ve Sağlık Bakanlığının iş birliği gerekmektedir. Akut inme tedavilerinin güvenli bir şekilde uygulanması için bu anlamda iyi bir sağlık organizasyonu oluşturulmalıdır. Son yıllarda ülkemizde de bu konuda önemli gelişmeler gerçekleşmekte ve inme ünitelerinin sayıları giderek artmaktadır.