Migren, tüm baş ağrısı nedenleri arasında en sık doktora başvuru nedenidir. Ülkemizde, 2009’da yapılmış epidemiyolojik bir çalışmaya göre, migren sıklığı erkeklerde %6-8, kadınlarda %12-14 olarak bulunmuştur. Yani her 8-10 kişiden birinde migren vardır. Çocukluk çağında cinsiyet farkı görülmezken adet döneminden itibaren kadınların lehine artmaktadır. Her yaşta görülebilir, ancak en sık 20-40 yaşlarında ortaya çıkar.
Migrenin tipik özellikleri nelerdir? Baş ağrısı birçok insanda rastlanan çok sık bir bulgu. Hangi durumlarda migrenden şüphelenmek gerekir?
Tekrarlayıcıdır, ataklar 4-72 saat devam eder, genellikle tek taraflı ve zonklayıcıdır, aynı taraftaki gözde de şiddetli ağrı olabilir. Bununla birlikte hastaların 1/3’ünde ağrı iki taraflı olabilir. Atak sırasında ses ve ışık rahatsız eder, merdiven çıkma gibi fiziksel aktivite ile ağrı artar. Şiddetli ağrılara bulantı, kusma eşlik eder. Ağrı çoğu zaman karanlık ve sessiz bir ortamda uyunduğunda hafifler veya geçer.
Tüm migrenli hastaların %10’unda ağrıların hemen öncesinde, 5-60 dak süren ve aura denilen geçici nörolojik bulgular görülür. Bunlar, beyaz ışık veya kırık çizgiler şeklinde görsel bulgular; dil, yüz ve kolda uyuşma, güçsüzlük; konuşma bozukluğu, baş dönmesi ve hatta uyanıklık kusuru şeklinde ortaya çıkabilir.
Migrenin nedeni nedir? Tetikleyen faktörler var mıdır?
Bugün için migren, genetik faktörlerin çevresel faktörlerle etkileşim göstermesi sonucu ortaya çıkan bir hastalık olarak kabul edilmektedir.
Çoğunlukla ağrıyı tetikleyen faktörler dikkat çeker. Açlık, susuzluk, kokular, uyku düzeninde değişiklik, adet dönemi, sıcak veya lodoslu havalar, kırmızı şarap, çikolata, beyaz peynir gibi yiyecekler, stres en başlıca faktörlerdir.
Migren ataklarından korunmak mümkün müdür?
Kısmen mümkündür. Yukarıda sıraladığım tetikleyici faktörlerden bir kısmı bizim kontrolümüzdedir. Öğünleri düzenli saatlerde yemek, düzenli ve hep aynı saatlerde uyumak, sıcaktan korunmak, bazı besinler ve yiyeceklerle tetikleniyorsa bunlardan uzak durmak, bazı atakların olmasını engelleyecektir. Bazı insanlar, hafta sonu tatil nedeniyle geç saatlere kadar uyurlar ve bu nedenle tüm günü baş ağrısı ile geçirebilirler örneğin. Ancak, lodos, stres, adet döneminde yaşanan ataklar bizim kontrolümüzde değildir.
Bazı faktörlerin, şiddetli migren ağrısı sırasında ağrıyı daha da şiddetlendirdiğini biliyoruz. Migren ağrısı olduğu zaman migreni daha fazla tetikleyen faktörler nelerdir?
Migren atağı sırasında kişi, sese ve ışığa hassas olur; başını oynatmak istemez, en ufak hareketle ağrı artabilir. Ağrı varken spor yapmak, efor sarfetmek; gürültülü ve havasız ortamda kalmayı sürdürmek ağrının daha da şiddetlenmesine neden olur. Bu nedenle sessiz, karanlık bir yerde dinlenmek, mümkünse uyumak ağrıyı çoğu zaman hafifletir.
Migren tanısı alan kişilere mutlaka beyin filmi çekilmeli midir? Veya hangi durumlarda çekilmesi gerekir?
Kişinin ağrıları çok tipik migreni düşündürüyorsa, çoğu zaman ileri tetkik gerekmez. Ancak ağrıların karakteri değişirse, yani migren tanısı almış bir kişide günün birinde farklı karakterde, kendisine yabancı gelen ağrılar başlarsa o zaman beyin görüntülemesi yapmak gerekebilir.
Migrenin tedavisi var mıdır?
Migren tedavisinde birinci koşul, tetikleyici faktörleri tanımak ve bunlardan önlenebilir olanlardan kaçınmaktır. Sadece bu bile atak sayısında önemli azalma sağlayacaktır. Karanlık, sessiz bir ortamda dinlenmek ve uyumak çoğu kişide ağrıyı hafifletebilmektedir.
Koruyucu önlemler dışında migren tedavisi atak tedavisi ve koruyucu tedavi olarak ikiye ayrılır. Eğer kişinin ayda 4 veya üstü atağı oluyorsa koruyucu tedavi gerekebilir. Atak tedavisinde amaç kısa sürede ağrıyı gidermektir. Bu, doğru zamanda doğru ilacı almakla sağlanır. Ağrı kesicileri, ağrının ilk başlangıcında, daha hafifken almak ve mümkünse karanlık, sessiz bir yerde uyumaya çalışmak ağrının daha kısa sürede sonlanmasını sağlayacaktır. Eğer ayda 4 atak veya 3 günden uzun süren baş ağrısı oluyorsa koruyucu tedavi uygulanmalıdır. Koruyucu tedavide amaç 6-8 hafta sonrasında ağrı sıklığı veya şiddetinde %50 bir azalma sağlamaktır. Bu tedaviyi, istenilen ağrı kontrolüne ulaştıktan sonra en az 6 ay süreyle uygulamak gerekir. Koruyucu tedavide tercih edilecek ilaç, doz ve süre kişi bazında ele alınır. İlaç etkileri ve yan etkileri herkeste farklı olabilmektedir. Bu nedenle, koruyucu tedaviye başlandığında, hasta hekim arasında iyi bir işbirliği gerekir; bazen ilk tercih edilen ilaç iyi gelmeyebilir ama bunu anlamak için en az 6 hafta gerekir ve gerekirse başka bir grup ilaç denenir. Tüm bu tedavi sürecinde hastanın tedaviye güvenmesi ve sabır göstermesi gerekir.
Migrende ne tür ilaçlar kullanılmaktadır?
Atak tedavisinde ve koruyucu tedavide kullanılan ilaçlar farklıdır. Nonspesifik ve spesifik (migrene özgü) ağrı kesiciler tek başına veya birlikte kullanılır. Nonspesifik olanlar, asetilsalisilik asit (aspirin), parasetamol (vermidon, parol, minoset), parasetamol+kafein (minoset plus), nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (apranax, majezik, kataflam), spesifik olanlar ise ergotamin tartarat (cafergot) ve triptanlar (relpax, migrex, imigran, maxalt) tır.
Hafif şiddetteki ağrılarda basit ağrı kesiciler genellikle yeterli olmaktadır. Orta veya şiddetli ağrılarda veya nonspesifik ağrı kesicilere yanıt vermeyen durumlarda triptanlar kullanılmalıdır. Ergotamin grubu ilaçlar, ağrıyı sonlandırmada başarılı olmakla birlikte, damarlarda büzüşme gibi yan etkileri nedeniyle artık tercih edilmemektedirler. Triptanların yan etkileri daha az olmakla birlikte miyokard infarktüsü geçirmiş olanlarda, kontrol edilemeyen hipertansiyonu olanlarda, 65 yaş üstü kişilerde, çocuklarda ve gebelerde ve ciddi nörolojik kusurla giden auralı migren ataklarında kullanılmamalıdır.
Koruyucu tedavide başlıca üç grup ilaç kullanılır ve bunların hiçbirisi migrene spesifik değildir. Bazı antihipertansif ilaçlar, antidepresanlar ve epilepsi ilaçları bu amaçla kullanılır. Seçilecek grup hasta ile ayrıntılı konuşularak kararlaştırılır. Eğer hastanın tansiyon eğilimi varsa antihipertansif ilaçlar uygun olur; buna karşılık atakların tetiklenmesinde stres önemli bir rol oynuyorsa antidepresan ilaçları tercih etmek gerekir. Koruyucu tedavi mutlaka doktor kontrolünde yürütülmelidir. Botoks ve son yıllarda migren aşıları da koruyucu tedavide kullanılmaktadır ama ilk seçenek tedavi değildirler.
Migren ağrılarını geçirmek için birçok kişi ağrı kesicilere yöneliyor. Ağrı kesicilerin nasıl bir etkisi olmaktadır?
Baş ağrısı nedeniyle, ayda 10-15 gün ağrı kesici kullanan hastalarda uygunsuz ağrı kesici kullanımı baş ağrısı ortaya çıkar. Bu hastaların genellikle üçte ikisi migren üçte biri gerilim baş ağrısı hastalarıdır. En yaygın yapılan yanlışlardan birisi eş dost önerisiyle ilaç kullanmaktır. Bu hastalarda, ağrı kesicilerin mutlaka en az 2 ay süreyle kesilmesi gerekir. Sadece ağrı kesicilerin kesilmesi ile bile ağrı sıklığı azalır. Bu grupta koruyucu tedavi olarak genellikle antidepresan ilaçlar daha etkili olmaktadır.
Sonuç olarak, baş ağrılı hastalara yaklaşım kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Öncelikle, ağrı sınıflamasını yapmak ve ona göre tedavi belirlemek gerekir. Bu nedenle, hastaların, doktor dışında kişilerin önerisiyle kendiliklerinden ilaç kullanması tanı ve tedavide yanlışlıklara yol açmaktadır.