Lifemed Tıp Merkezi

Dijital Röntgen


Radyografi veya diğer adıyla röntgen filmi, yaklaşık yüz yıldır kullanılan, en eski ve en çok bilinen tıbbi görüntüleme tekniğidir. Konvansiyonel röntgende, sadece incelenecek bölgeye yöneltilmiş, düşük dozdaki X ışınlarıyla organ veya vücut bölgelerinin fotoğraf filmleri üzerine görüntüleri elde edilir.

Dijital röntgende ise görüntüler filme değil, bilgisayar üzerine kaydedilir, daha düşük dozda X-ışınları kullanılır ve bilgisayar ortamındaki görüntüler üzerinde ayrıntılı değerlendirme yapılır.Lifemed’de bulunan dijital röntgen cihazı ile hastalarımıza düşük dozda X ışını verilmekte ve bilgisayar ortamındaki görüntüler üzerinde ayrıntılı değerlendirmeler yapılabilmektedir.

Merkezimizdeki kullanılan radyografi sistemi ile kontrastlı ve kontrastsız tüm incelemeler uygulanabilmekte ve buna paralel olarak skolyoz incelemeleri tek bir film üzerinde radyogram oluşturan özel bir sistemle yapılmaktadır.

Daha Detaylı Bilgi İstiyorum
Adı*
Soyadı*
Cep Telefonu*
E-posta

Digital Röntgen ilk görüntüleme yöntemidir. Tüm kemik yapılar ve akciğer için yapılır. Bazı kontrast maddeler kullanılarak, böbrek fonksiyonları ve idrar yollarının görüntülenmesinde, yemek borusu, mide, ince ve kalın barsak gibi tüm sindirim sistemlerinin görüntülenmesinde de kullanılabilmektedir.

Çekimin ön hazırlığı için, çekimin yapılacağı bölgeye göre takılar, gözlük ve diğer metal objeler çıkarılmalıdır. Akciğer ve kemik yapıların çekimi için ön hazırlığa gerek yoktur. Bu ön hazırlıklar röntgenin sonucunu doğru alabilmek açısından yapılır.

Dijital radyografide, film yerine doğrudan bilgisayara bağlanan küçük bir algılayıcı kullanılınır. Röntgeni çekmek çok daha hızlı çünkü dişten dişe küçük hareketlerle geçirebilmektedirve her bir görüntü için film takma zorunluluğu kalmaz. Ayrıca daha hızlıdır çünkü röntgenler bilgisayar ekranında hemen görünebilir ve banyo süresi diye bir şey yoktur.

Dijital röntgenin avantajları:

  • Film banyo işlemi yoktur.
  • İşlem süresi kısadır.
  • Maliyeti düşüktür.
  • Alınan radyasyon miktarı eski sistemlere göre daha azdır.
  • Doz hatasına bağlı tekrar çekimler minimum düzeydedir.
  • Görüntü kalitesi daha iyidir ve kontrast ayarı bilgisayar sayesinde istenildiği gibi yapılabilmektedir.

Yüksek dozlarda maruz kalınan iyonize radyasyon veya röntgen (röntgen filmi) insanlar üzerinde çeşitli zararlar oluşturmaktadır. Bu zararlar elbetteki hamilelik döneminde gerek anne adayı, gerekse bebek için de söz konusudur. İlgili zararlar:

  • Anne karnında ölüm
  • Çeşitli anomaliler
  • Büyüme ve gelişme geriliği
  • Kanser

Burada dikkat edilmesi gereken ise bu zararların hamilelik dönemine göre ve alınan radyasyon dozuna göre değişiklik göstermektedir.

5 rad (5000 mrad) (0.05 Gy) altında radyasyon dozunun gebelik üzerinde düşük, ölüm, anomali, gelişme geriliği, zeka geriliği vb yan etkiler oluşturdağuna dair şu an için herhangi bir bilgi mevcut değildir. 5 – 10 rad arasındaki dozlarla ilgili bilgiler ise çok muğlaktır, bununla birlikte 10 rad (10000 mrad) (0.1 Gy) dozun üzerinde radyasyon ile konjenital malformasyon riskinin arttığını gösteren çalışmalar daha nettir. Aşağıdaki listede de görüldüğü gibi çekilen tanısal röntgenler burada bahsedilen 5 rad (5000 mrad) sınırının çok altında radyasyon yaymaktadır.

Örnek vermek gerekirse 20 karın filmi ancak 5000 mrad sınırına ulaşabilmektedir. Göğüs ya da diş röntgeni söz konusu olunca bu sınıra ulaşmak için yüzlerce röntgen çekmek gerekir. Tabi gene de hamilelik esnasında gereksiz röntgen çekimlerinden kaçınmak ve özellikle karın bölgesinin kurşun yelekle korunması gerekmektedir. Acil olmayan rötgen filmleri gebelikten sonraki döneme ertelenmelidir.

Gebeliğin döllenmeden sonraki ilk 14 gününde embriyo radyasyona çok hassastır ve genellikle “ya hep ya hiç” kuralına göre gebelik ya tamamen sona erer (düşük veya ölüm) veya gebelik normal olarak devam eder. Bu dönemde anomali veya büyüme geriliğine sebep olduğu gözlenmez. Bu ilk 14 günden sonra yüksek doz radyasyona maruz kalındığında zeka geriliği ve beyin, göz ve diğer organlarla ilgili anomaliler ve büyüme geriliği gelişebilir. 20-25 haftalardan sonra fetus radyasyonun teratojenik (anomali yapıcı) etkilerine daha dirençlidir.

Çeşitli röntgen filmlerinde ve bilgisayarlı tomografide fetusun maruz kaldığı doz (mrad biriminden) :

  • Bir göğüs filmi: 1 mrad’daz az
  • Bir karın filmi: 200-300 mrad
  • Bir IVP: 400-900 mrad
  • Boyun ve sırt omurilik filmleri: 1 mrad’dan az
  • Lumbar vertebra filmi: 400-600 mrad
  • Bir diş filmi: 0.01
  • Mamografi: Önemsenmeyecek kadar az miktarda
  • Göğüs CT (Bilgisayarlı tomografi): 30 mrad
  • Karın CT (Bilgisayarlı tomografi): 250 mrad

Radyasyon birimleri:

1 rad = 0.01 gray (Gy) = 0.01 sievert (Sv) = 1 rem
1 rad = 1000 mrad = 10 mGy = 0.01 Gy
1 rem = 1000 mrem = 10 mSv = 0.01 Sv

Hamilelik sırasında yapılacak röntgen çekimlerinde az sayıda ve düşük dozda olması durumunda bebek üzerinde herhangi bir zararlı etkisi olmayacağı düşünülmektedir. Bunun yanında oluşabilecek birtakım riskler gene de mevcuttur, özellikle ilgili sınır aşıldığında ve yüksek dozda radyasyon alındığında bu riskler maksimize olur.

Hamileler üzerinde röntgen filmleri çekerek araştırmalar yapmak mümkün olamayacağı için bu riskler konusundaki bilgiler daha çok Japonya’ya atılan atom bombası ve Chernobyl faciası sonrası kurtulan insanların gözlemlerine dayanmaktadır.

İlgili riskler:

  • Ölüm
  • Doğumsal anomaliler (özürler)
  • Mikrosefali (Beynin küçük olması)
  • Zeka geriliği
  • Bebekte gelişme geriliği
  • Genetik bozukluklar
  • Kanser

Gebelik haftasına göre röntgen ışınlarının etkileri:

  • Bu zararlı etkilerin meydana gelmesi maruz kalınan radyasyon ışınının dozuna ve çekim esnasında gebeliğin kaç haftalık olduğuna bağlıdır. Döllenmeden sonraki ilk 14 günde embriyonun radyasyona maruziyetinde “ya hep ya hiç” kuralı geçerlidir. Yani bu dönemde gebelik ya düşükle sonuçlanır, büyümeye devam etmez ya da hiçbir zarar görmeden gebelik devam eder; anomali, kanser, gelişme geriliği gibi riskler bu dönemdeki maruziyetle oluşmaz.
  • Bundan sonraki gebeliğin 4-10 haftaları arası radyasyon, ilaç etkisi gibi zararlı etkenlerre en hassas olunan dönemdir. Bu dönemdeki maruziyet gelişme geriliği, organ anomalileri, mikrosefali, zeka geriliği gibi etkiler yaratabilir.
  • 20-25 gebelik haftasından sonra bebek radyasyona daha dirençlidir.

Bazı araştırmalar anne karnında radyasyona (röntgen ışınlarına) maruz kalan çocuklarda ileriki yaşlarda lösemi benzeri kanserlerin görülme riski olduğunda artış olduğunu söylese de bu konu tartışmalıdır, çok net değildir. Örneğin Japonya’daki atom bombaları sonrasında anne karnında radyasyona maruz kalan çocuklarda kanser artışı görülmemiştir.

Atom bombası olaylarında anne karnında rasyasyona maruz kalan çocuklarda ileriki yaşlarda zeka geriliği ve mikrosefali (beynin küçük olması) bariz şekilde artmış olarak izlenmiştir. Bunun nedeni radyasyonun sinir dokusu gelişimini etkilemesidir. Zeka geriliği özellikle anne karnında 8-15 gebelik haftaları arasında radyasyona maruz kalanlarda izlenmiştir. 8. haftadan önce ve 25. haftadan sonra rasyasyona maruz kalanlarda şiddetli zeka geriliği izlenmemiştir (yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı).

Röntgen, vücudunuzdaki yapıların, genel olarak da kemiklerin görüntülenmesini sağlayan hızlı, acısız bir tanı metodudur.

Röntgen ışınları vücudunuzdan geçebilmektedir. Bununla birlikte içinden geçtikleri materyalin yoğunluğuna bağlı olarak emilirler. Kemik ve metal gibi yoğun materyaller, röntgen filmlerinde beyaz görünür. Ciğerlerdeki hava siyah görünür. Yağ ve kas gri tonlarında görünür.

Bazı röntgen türlerinde; röntgen filmlerinde daha fazla ayrıntı elde etmek için vücuda iyot veya baryum gibi kontrast maddeler verilir. Röntgen ışınları aynı zamanda düşük dozda radyasyona maruz kalmanızı sağlayabilir. Ancak, bu testlerin faydaları risklerinden çok daha fazladır.

Röntgen çekimi vücudun çeşitli bölümleri için yapılabilmektedir. Vücutta başlıca röntgen çekimi yapılacak bölgeler:

1) Akciğer
2) İskelet sistemi
3) Diş
4) İnce ve kalın bağırsak
5) Üst sindirim sistemi
6) İdrar yolları
7) Kadın üreme organları
8) Mamografi

Vücudun farklı bölgelerine uygulanacak röntgen işleminin uygulama süreçleri farklılık göstermektedir ve kimilerinde çekim öncesi hastanın yapması ya da yapmaması gerekenler olacaktır. Bunun için hekiminiz sizi yönlendirecektir.

X ışınları ya da röntgen ışınları temas ettikleri maddelerin elektron kaybetmelerine yani iyonize olmalarına neden olan yüksek enerjili radyasyondur. Bu ışınlar tanı amaçlı kullanılan filmlerin çekilmesine kullanılırlar.Doza bağlı olarak hücre bölünmesi ve genetik yapı da bozulmalara neden olabilirler. Röntgen ışınlarının da dahil olduğu iyonize radyasyona en hassas olan hücreler hızlı bölünen hücrelerdir bu nedenle gelişmekte olan fetus ve ona ait dokular bu ışınlardan en fazla zarar görmesi beklenilen yapılardır.

Burada en büyük risk grubu hamile kadınlarda mevcuttur.

Tüm tanı ve tedavi yöntemlerinde olduğu gibi röntgen filmlerinin de potansiyel yarar ve zararları mevcuttur. Bu hem hamile olan hem de olmayan kişiler için geçerlidir.
İyonize radyasyon hızlı bölünen ve çoğalan hücreler üzerinde daha fazla tahrip edici etkiye sahip olduğu için gelişmekte olan fetus üzerinde de zararlı etkileri olabilir. Ancak bu etkilerin doz ve süreye bağlı olduğu unutulmamalıdır.

Yapılan araştırmalarda fetusa zararlı olabilecek radyasyon dozunun 5 rad olduğu, fetusun bu miktarın altında radyasyona maruz kalması durumuda ise zarar görme olasılığının son derece uzak olduğu ortaya konmuştur. 5 rad hiçbir radyoloji tekniği ile ulaşılamayacak oldukça yüksek bir dozdur.

Röntgen tıpta kullanılan başlıca tanı yöntemlerinden birisidir. Wilhelm Conrad Röntgen tarafından 1895 senesinde tesadüfen bir deney sırasında bulunmuştur. Röntgen ışınları ilk olarak X ışını şeklinde adlandırılmıştır. Röntgen ışınlarının X ışını olarak adlandırılmasındaki temel sebep tüm özelliklerinin algılanamamasından kaynaklanmaktadır.

X ışınları temel olarak alternatif şehir akımının yükseltilerek düz akım haline getirilmesinden ve bunun bir cam tüp içinde kapalı şekilde aktarılması esnasında anota çarpan elektronların enerjilerinin değişmesinden kaynaklanır. X ışınları düz akan ışınlardır. Bunlar yönlendirilir ve dokuların içlerinden geçmeleri sağlanır. Dokularda absorbsyon, dokuların cinsine ve kalınlığına göre değişmektedir. Artık ışınlar eğer dijital röntgenlerse bir görüntü plağının üzerine düşerler.

Eğer konvansiyonel grafilerse bir film üstüne düşerler ve böylece imaj oluşturulur. Başlangıçta tıbbi maksatlı kullanılan X ışınları günümüzde sanayide ve güvenlik konusunda kontrollerde de kullanılmaktadır. Hastanın dokularını açmadan, hastaya dokunmadan, ellemeden, hastayı rahatsız etmeden tanıya katkıda bulunan mucize ışınlardır röntgen ışınları.

Röntgen uygulamaları hangi bölgeye uygulanacağına göre değişik metodlar içermektedir.

İnce ve kalın bağırsakların röntgenleri çekilirken önce boşaltım sağlanır. Tamamen temiz olduğundan emin olununca kontrast madde verilir. Yaklaşık 15 dakika sürer ve kontrast madde verilmesinden sonra tetkik tamamlanır. Üst sindirim yolları için hastaya gaz yapıcı tabletle beraber kontrast madde yutturulur.

Hareketi takip edilerek filme alınır. Anjiyografilerde ise kontrast madde genellikle sağ kasıktan verilir. Yaklaşık 20 dakika sürer ve damarlardaki hareketler filme alınır. Tomografilerde hasta makinenin içine yatay bir şekilde yerleştirilir. Yaklaşık 15 dakika istenilen bölgenin kesitleri alınana kadar devam eder. Akciğer, iskelet sistemi ve diş gibi sert dokuların röntgenlerinde doğrudan film alınır. 1-3 saniye arasında röntgen tamamlanmış olur. Mamografilerde de çok kısa süreli çekim olmaktadır.

Vücudun hangi bölgesinden röntgen alınmışsa o bölgenin uzmanı ya da radyolog tarafından röntgen yorumlanır. Röntgen yorumlanırken kesin teşhis metodu olmadığı unutulmamalıdır. Röntgen yardımcı bir teşhis metodudur. Hekim şüphede kaldığı durumlarda başka tanı metodlarına da başvurabilir.